GoLd£n r£tRi£v£r

6/9/2009 · Kategori: KoPeKlEr


Temel Özellikleri
Hareketli, uysal, iyi huylu, duygulu ve sevimli bir köpektir. çocuklara, hatta bebeklere karşı çok sabırlı ve naziktir.

Neler Yapar ?
Sağlam ve güçlü, koku alma duyusu gelişmiştir. Bataklıkta avlanabilir. Avı bulur ve getirir. Toprakta ve suda gayet iyi çalışır. İyi huylu olduğu için insana eşlik eden köpek olarak da değerlidir ve aile hayatına uyum sağlar.

Kökeni
Bu cins muhtemelen 19. yüzyılın ortalarında İngiltere'yi ziyaret eden bir Rus sirkine mensup türü bilinmeyen altın tüylü köpeklerin bloodhound ile çifleştirilmesiyle geliştirilmiştir.

- - -

Golden Retriever özel
Golden Retriever'lar herşeye büyük bir tutkuyla yaklaşırlar ve tam anlamıyla "çok" köpektirler: "çok tüy, çok enerji, çok yemek ve çok sevgi...". Bu nedenle formda ve sağlıklı kalmasını istiyorsanız, Golden Retriever'ınızın yemeğini kendisinin ayarlamasını beklememeli, siz yemek miktarını kontrol etmelisiniz.

Golden Retriever'lar sevgi dolu, uslu ve zeki köpeklerdir. Kolaylıkla eğitilirler ve çocuklarla iken güvenilir ve naziktirler. Sadık, kendine güvenen, tatlı ve sahibini memnun etmeye hevesli bir ırktır. Aktif, güvenilir ve mükemmel bir aile köpeğidir. Golden Retriever itaat etmeye hazır yapısı nedeniyle itaat eğitimi onlarla çok keyifli geçer. Diğer hayvanlar dahil herkesle dost canlısı olduğundan ondan koruma görevi beklenmemelidir. Saldırganlık göstermemelerine rağmen Golden Retriever'lar gelen yabancıya havlayarak haber vererek iyi bekçilik edebilirler. İtaat yarışmalarında büyük başarı kazanmıştır.

İnsandan izole edildiğinde ya da uzun süre sevdiklerinden uzak tutulduğunda yaramazlık yapmaya başlar. çok hareketli ve ilgi isteyen köpeklerdir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

öTüCü KuŞlAr HaKkInDa...

8/8/2009 · Kategori: kUsLaR

Ötücü kuşlar, grup olarak o kadar çeşitlidir ki, ortak özelliklerini bulmak kolay değildir. Karga kadar iri olanları olduğu gibi, çalı kuşu gibi minikleri de vardır. Gagalarında, bacaklarında, kanatlarında, kuyruklarında, kabiliyetlerinde ve tüylerinin renginde de  büyük ayrılıklar göze
çarpar. Ötücü kuşlartn gagası hakkında ortak özellik olarak orta uzunlukta ve derişiz oluşu söylenebilir. Ötücülerin hepsi kabiliyetli kuşlardır. Bir kere son derece çeviktirler. Hepsi usta uçucu değilseler bile, bu konuda bütün öbür kuşlarla boy ölçüşebilecek olanları da vardır. Yerde de son derece çeviktirler. Kimi yürüyerek, kimi hoplayarak yol alır. Duyguları keskindir. Başta görme duygusu gelir, bunu işitme duygusu takip  eder.
Son derece faal kuşlardır. .Canlılık ve hareketlilik bakımlarından üstlerine yoktur. Ancak uyudukları zaman, tamamiyle hareketsiz oldukları söylenebilir. Çoğunun ötme kabiliyeti vardır. Hele öz-ötücüler yalnız dişileri veya sahipleri için değil, neşelerinden kendi kendileri için dahi şakırlar.
Son derece arkadaş canlısıdırlar. Ender olarak tek görülürler, hele çiftleşme mevsiminin dışında gerçek ordular meydana getirirler. Yalnız aynı türün üyeleri değil, akraba türler de çok kere bir araya toplanırlar.
Ötücü kuşlar'm çoğunluğu böcekler, yumuşakçalar ve her türlü solucanlarla beslenir. Fakat daha çok böcekçil olanları bile arada meyva, yemiş ve tane yerler. Hemen tamamiyle bitkisel besinleri tercih edenler ise, fırsatını buldukça böcekleri avlamaktan geri kalmazlar.
Mutedil kuşaklarda yaşayanlarının pek çoğu göçücüdür. Faydalı yaratıklar oldukları söylenebilirse de, tek tük zararlı olanları da vardır. Hiçbir kuş takımının arasından ötücü kuşlardaki kadar evcil kuş çıkmaz. Özellikle öz-ötücüler güzellikleriyle gözü okşadıktan başka, sesleriyle de insana neşe verirler.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

HaYvAnLaRlA iLgİlİ iLgİnÇ bİlGiLeR...

6/7/2009 · Kategori: hayvanlar genel


Hamamböcekleri yaklaşık olarak 250 milyon yıldır yaşadıkları halde hiçbir değişime uğramamışlardır.
Bir mayıs sineğinin ömrü sadece birkaç saattir.
         Kangurular geri geri yürüyemezler.
Penguenler, enerji tasarrufu yapmak için sarkaç hareketiyle yürür.
         Dünyada insan başına düşen karınca sayısı 1 milyondur.
         Filler, zıplamayan tek memelidir.
Bir inek, hayatı boyunca yaklaşık 200 bin bardak süt üretir.
Erkek penguenler kuluçkaya yattığı 4 ay boyunca hiçbir şey yemez.
         Dünyada yaşayan aşağı yukarı 1 milyon böcek türü var, her yıl aşağı yukarı 8 bin yeni tür keşfediliyor.
Bir pire, kendi büyüklüğünün 150 kat yüksekliğine zıplayabilir. Bu oranı tutturmak için   insanın yaklaşık 30 metre zıplaması gerekir.
10 gramlık bir sümüklü böcek, 1 kilogramlık yükü çekebilir.
 Fare, bir deveden bile daha uzun süre susuz kalabilir.
         Son 4 bin yılda herhangi bir yeni hayvan evcilleştirilmedi.
         Dişi morina balığı yılda yaklaşık 4 milyon adet yumurtlar.
         Göç eden kuşlar (V) biçiminde sıralanarak uçar ve bu sayede harcadıkları enerjiden yüzde 23 tasarruf sağlar.
         Yılda 100 milyon köpekbalığı, sadece yüzgeçleri için öldürülüyor.
         Bir yıl içinde bir milyon balıkçıl kuş ve 100 bin deniz memelisi ve deniz kaplumbağası, plastiklere dolanıp havasızlıktan ölmekte.
         Hastalanmayan tek hayvan köpek balıklarıdır.
         Bir çift sineğin sadece nisan-mayıs aylarında bıraktıkları yumurtaların tamamından sinek çıksaydı, dünyayı 14 metre kalınlığında bir sinek tabakası kaplardı.
İngiltere’deki bazı kuşlar evlerin kapısına bırakılan süt şişelerinin kapağını delerek beslenmeyi öğrenmiştir.
Bir yıl içinde denizlerden avlanan balıkların ağırlığının üç         katı kadar atık denizlere atılmaktadır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

AtLaR nAsIl AyAkTa DuRuR ???

21/12/2008 · Kategori: AtLaR

Amerikan kovboy filmlerinde, atların geceleri kamplarda veya gündüz barların önünde daima ayakta, binilmeye hazır vaziyette durduklarını seyrederiz. Doğrudur, atlar nadiren yatarlar, genellikle hasta oldukları veya doğum yapacakları zaman.

Atlar günlerce, hatta haftalarca yere yatmadan ayakta durabilirler ve yol gidebilirler. Ayakta dururken dizlerini kilitlemeleri ve uyumaları mümkündür. Siz bunu denerseniz, beyninizin üstüne düşmeniz kesindir.

Bilim insanları, atların ayakta iken daha rahat olduklarını ve daha az enerji sarf ettiklerini söylüyorlar. Çünkü atın vücudu bir hayli büyüktür ve yatarken nefes almasında iç organları kimi güçlüklere yol açar.


Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

KeDiLeR nEdEn HeP dÖrT aYaK üZeRiNe DüŞeRlEr

21/12/2008 · Kategori: kEdIlEr


Bilimsel olarak izahı biraz zor. Bilime göre düşen bir cisme dışarıdan bir kuvvet uygulamazsanız, ona açısal bir dönme hareketi kazandıramazsınız. Gerçi bir kule atlayıcısı, havuza düşmeden önce havada birkaç kez takla atar, kendi ekseni etrafında döner ama bu tramplen veya kuleyi terk ederken ayakları ile başlattığı bir dönme hareketidir.

Sırtüstü düşen bir kedi önce bacaklarını kendisine, kuyruğunu da bacaklarının arasına çeker, başını yere bakacak şekilde döndürür. Belirli bir noktada tam tersim yaparak bacaklarını ve kuyruğunu açar ve vücudu tam ters yöne, yani yere doğru döner. Böylece paraşüt etkisi yaratarak, hızını da frenler ve inişin yumuşak olmasını sağlar.

Yapılan deney ve gözlemlerde bir kedinin alçak bir yerden düşmesinin, yüksek bir yerden düşmesine göre çok daha fa/la hasar yaratabileceği tespit edilmiştir. Örneğin yaklaşık 100 metre yüksekliğindeki, 32 katlı bir binanın tepesinden düşen bir kediye hiçbir şey olmazken, 7 katlı binalardan düşenlerde ciddi sakatlıklar, hatta ölüm vakaları görülmüştür. Bilim insanları bunu da 'limit hız' ile izah ediyorlar.

Havadan yere düşen cisimler, önce gittikçe artan bir hızla yere düşerler. Sonra kütlelerine bağlı olarak belirli bir mesafede hızdaki bu artış durur ve 'limit hız' denilen sabit bir hızla yere düşmeye devam ederler. Yani bir gökdelenin tepesinden atılan madeni bir paranın yere düşme anındaki hızı ile uçaktan atılan (aynı) paranın hızı arasında bir fark yoktur. İyi ki de yoktur, çünkü bu 'limit hız' olmasaydı ve cisimler gittikçe artan bir hızla düşmeye devam etselerdi, yağmur damlaları kafamıza kurşun gibi düşebilirlerdi.

Bu teoriye göre yüksekten düşen kediler, yaklaşık saatte 100 kilometre sürate gelince limit hıza ulaşırlar, artık hep aynı hızda düşerler ve stresi atlatıp, kendilerine gelir ve gevşerler. Başlangıçta bahsettiğimiz dönme hareketini yaptıktan sonra, Avustralya'da yaşayan uçan sincapların uçuşuna benzer şekilde, tüm vücutlarını paraşüt gibi kullanarak, yaralanma olasılığını en aza indirerek, yere inerler.

Tabii bütün bu deney sonuçlan ve teoriler, hayvan hastanelerine gelen kediler göz önüne alınarak ortaya çıkartılmıştır. Yüksekten düşüp de ölen veya alçaktan düşüp, ölmeyip, olay yerini terk eden, her iki şekilde de hayvan hastanelerine uğramamış kedilerin sayıları bilinmiyor.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::